Karakoç’a Cevap
share
ŞÜKRÜ ALNIAÇIK "ATLI GÖÇEBE"
Perşembe, 29 Temmuz 2010 08:41

Şeytana “Hayır” Diyebilseydik

Bugün Cennette Olacaktık.

 

 Şair Abdurrahim Karakoç’u gençliğimizde 

çok severdik. Onun “Vur Emri”ni elimizden eksik etmediğimiz gecelerin sabahlarında vurduk, vurulduk yıllar boyu. Oysa içinde vuruşmaya dair bir emir filan da yoktu.

O’nun “İsyanlı Sükut”una yurt çapında  şapka çıkarmayan, bir kaç nâlet büro şefiyle bir de “Fabrikatör Ali bey” vardı belki yalnızca.

Şairden tüm camiaya ayırt etmeksizin “şeytan çıraklığı” layık görüldüğünden beri Mihriban’ı da çalmıyorum; çalamıyorum kırık bağlamamla.

Artık “enişteyle” aramız bozuk çünkü.

Abdurrahim Karakoç, MHP’nin ve Ülkücülerin “Hayır”ına karşı o kadar acımasız ki; sanatına olan bütün hayranlığımı bir yana bırakıp, kendisine cevap vermek tarihi ve ilmi bir vecibe hükmündedir.

Şairimiz, iki hafta kadar önce “Hangi hayırda hayır var” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Siyaseti sevmeyen ustam keşke yine hiç girmeseydin şu “Babil kulesindeki” evet korosuna.

Yazısında şair hepimize çatıyor:

“Erken öğrendiler ‘hayırda hayır var’ demeyi...

Bilmiyorlar ki bazı ‘Hayır’ şerrin habercisidir...

Soralım, cevap versinler verebilirlerse...

Allah (c.c.) ruhları yarattığında Bezm-i Elest meydanında sorar:

‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’

Mü’minler, ‘beli” (evet) rabbimizsiniz’ cevabını verirler...

Münkirler, yani inkârcı şeytan ve şeytanın çırakları ‘HAYIR’ diye bağırırlar... Hadi arayın da bulun bu “Hayır” cevabının içinde hayırı...

Cin olmadan adam çarpmaya kalkışanın halini gördünüz mü?”

Şairimiz, bütün “Hayırcıları” şeytanın çırağı yaptıktan sonra bizden cevap istiyor. Ülkücü cevapsız yola çıkmaz; Amenna; cevabımız hazır.

Yerine göre evet, yerine göre de hayır hayra vesile olur nasıl mı? Aşağıda anlatıyoruz.

Şairimiz, asıl şuna cevap vermelidir; isterse yanına “postiş postnişini” Profesörünü de alarak.

Kelime-i tevhiddeki “La”, şirkin sonunu getiren bir “hayır” değil midir?

Bezm-i Elest meydanıyla 12 Eylül Referandumu arasında bir bağ kurmak, Tayyib'i tanrılaştırmanın yani şirkin bir tezahürüdür. Şair maalesef kendisine ve sanatına hiç yakışmayan aşk-ı siyaset ile “meşk ederken” belki de kâmil cinler tarafından çarpılmıştır.

Rabbi Teâlâ oylanamaz. Bezm-i elest bir referandum meydanı değildir. Daha önemlisi 12 Eylül Referandumu, bezm-i elest değildir.

Bezm-i elest benzetmesi, Erdoğan’ın Allah gibi “oylanamaz” hale getirilmesinin, onun sorularına haşa Allah soruyormuş gibi cevap verme cebriyesinin yani Nemrut rejiminin ayak sesidir.

Ruhlar yaratıldığında “ben sizin rabbiniz değil miyim?” diye kim sordu?

-“Allah”

Biz ne dedik?

-“Beli” (evet rabbimizsin) dedik.

Şimdi anayasa referandumunda Larry Taman maarifetiyle konulan beşeri hükümlerle biat edecek misiniz?” diye kim soruyor?

-“Erdoğan soruyor.”

Biz ne diyoruz?

-“La!” (Hayır biat etmeyeceğiz.) diyoruz. Fitne var işin içinde ve bu kadronun İhlasından emin değiliz. Bu kadar basit bizim “hayır”ımızın hayrı.

Bir Türk olarak Arapça’da en sevdiğim kelime “La” yani “hayır”dır. Sebebi kuşkusuz kelime-i tevhidin, Müslümanlığın ilk ikrarının imanın ve İslam’ın şartının “La” ile yani “Hayır”la başlamasıdır. Maalesef Türkçeye doğru tercüme edilmediği için güzelliğini kaçırdığımız bu hayır, kelime-i tevhidin İngilizcesinde bile Türkçedekinden daha vurgulu ve açık bir şekilde yer alır.

“There is no god; only Allah”

“Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.” Hadis-i Şerif (Nakleden: Tirmizî)

Bezm-i Elestteki Kal-u Bela işte bu “La”dır. İlahları, tanrıları, hatta tek tanrı bile olsa musavver, putlaşmış veya ete kemiğe bürünmüş olanı, beşeri mütekebbirleri reddetmektir.

İslam fıtratı üzere doğan insan doğuştan “La” demeye mütemayildir; ancak çevresi, ebeveyni, okul ve siyasi otorite ona zamanla evet demeyi öğretir. Tekrar hayır diyebilmeyi öğrenmesi ancak karakterinin güçlenmesi ve prensiplerine yön veren bir güçlü irade sayesinde mümkün olur.

Bu yüzden “Kal-u Bela’dan beri” beşeri güce karşı söylenen her “evet” sözü aslında genellikle nefsin “belâ”sıdır. İlahi çağrının dışındaki talepler karşısındaki hiçbir “evet”i, Bezm-i Elestteki evete benzeterek hayatımızdaki evetlerin sorumluluğundan kurtulamayız. Şeytanın yasak ağaç tuzağından beri şeytani ve  beşeri bütün talepler karşısındaki evetler, nefsanidir.  Şeytana hayır diyebilseydik bugün hala cennette olacaktık.

“Kullarınla uğraşacağım.” Şeytan lanetlendikten sonra böyle demişti. Allahtan gelen emirlere evet demek Yüzde yüz rahmani iken, Kur’anî ve Ehl-i Sünnetten olmayan beşeri emirler Yüzde 90 şeytanidir. Bu yüzden hayır demesini bilen insanların günah defteri ince olur.

 

 

“Evet”in siyasi şerrine gelince…

Milli Hâkimiyetin fikir babası Montesquieu (1689-1755) şöyle diyor:

“Ezelî tecrübe ile sabittir ki, gücü elinde bulunduran hem kim olsa, onu kötüye kullanmaya eğilimlidir. Bir sınırla karşılaşıncaya kadar da kötüye kullanmaya devam eder.

Bu, insan olmanın bir zaafıdır. Güç ancak bir karşı güçle durdurulabilir.”

Montesquieu, babamızın oğlu değil ama onun gemisiyle yolculuk ediyoruz ve AKP de kaptan köşkünden hiç rahatsız değil. Hatta ambarları, makine dairesini, güverteleri, küpeçteyi, başaltını, kıçaltını ve sintineyi de istiyor. Bu siyasi hırs, demokratik değildir. 

Montesquieu burada anayasal murakabenin önemini vurguluyor. Kralı ve soyluları un ufak edip; toplumsal sınıfları harmanlayarak kurduğu bu sistemin bir avam Frankeştaynına dönüşmesinden endişe duyarak, güçler ayrılığını, yargı bağımsızlığını iktidarı frenleyen bir emniyet pedalı gibi vücuda monte etmeye çalışıyor.

 

 

 

AKP’nin siyasi tavırları ile ilgili ihlas ve emanet kaygımızın artması, bu beşeri gücün yüksek yargıyı da ele geçirmesinden sonra “karşı güç” (anayasal denetim) pedalının kırılacağı öngörüsüdür. O vakit “hukuksal murakabe” ortadan kalkacağı için ordudan veya sokaktan “murakıp” unsurlar türeyecektir ki bu kaosu Milliyetçiler kabul edemez.

“Neden CHP yandaşı Anayasa Mahkemesi’ne hayır demediniz“ diye kahve edebiyatı yapıyorlar. İki cevap var.

1- Soru yanlış her zamanki gibi siyasi mugalâta var. Bunlar birbirinin yandaşı değildir. CHP Anayasadaki Atatürk ilkelerinin yandaşıydı. Anayasa Mahkemesi de Anayasanın ruhü’l- aynı olunca yan yana duruyorlardı. Refah, Fazilet ve AKP, kesişim kümesiyle (Laiklik ilkesiyle) vurulduğu için aklınızda böyle kalmış.

2- Soru doğru ve mertçe olsaydı cevabımız şu olurdu: CHP’nin karşısında her zaman Yüzde 70’lik bir oy potansiyeliyle TBMM vardı. Bu yeterli bir murakabe gücüydü. AKP ise yasama ve yürütmeye sürekli hakim olabilir. Sizin nefretinizi mucip CHP, sokağa çıktığında da karşısında “kadife eldivene sarılmış çelik yumruk vardı” yani biz vardık. Yani CHP bizim için asla bir “kalıcı iktidar” tehlikesi olmadı. CHP ile sert mücadele döneminde CHP’de Atatürk’ten çok sosyalist enternasyonal konuşulurdu.

Biz kavga devri akşamlarında her “Bozkurtlar Gecesi”nde sizin kaleminizle, sizinle “giderdik makama arz-ı hal için.” Bizim dilekçemiz hala elimizde ama sizinki çoktan kabul edilmişe benziyor.

Bu doğrucu Davut yalnızlığı sırtımıza bindi bineli biz artık; vay deyip, başımızı eğip, yutkunmuyoruz. Ülkücüye saygı duymayan “cemaziyevveline” dil uzatan, güce ve istismara doymayan bütün iktidarlara olduğu gibi AKP’ye de “HAYIR!” diyoruz.

Biz her zaman dürüst olduk, doğruyu gösterdik. Bozuk saatin akrebi ve yelkovanı ara sıra doğrunun yanına gelebilir. Bizim yanımıza bazı “rahatsızların” gelmesi bu tesadüften ibarettir. Ancak, kazara yan yana olmak bir kabahatse; Maraşlılara hiç te yabancı olmayan Antranik torunlarıyla “Ermeni dölleriyle”,Tesevci, Sorosçu Sabatayistlerle, ajan okulu hocalarıyla ve Şeyh Sait’in torunu kaşarlı Kürtçülerle yan yana olmak şaire nasıl yakışıyor, hiç değilse bunun cevabını duymak isterdim.

 

 

Yorumlar
Yeni Ekle Ara
yusuf ziya oltulu  - evet mi hayır mı   |2010-08-28 13:30:02
NE KADAR SIG DÜŞÜNCE KİMİN SAFINDASIN KİMİNLE KOL KOLASIN
ONA
BAK
KİMİNLE HAŞROLUNACAKSIN ŞİMDİ HAYIRSIZ KEMALLE BERABER APO YU DA

AFFFEDERSİNİZ SİZ Mİ ŞUURLU ÜLKÜCÜLERSİNİZ YAZIK ÇOK YAZIK
Ramazan ÇANKAYA  - Hayır   |2010-08-04 17:27:10
Türke kurulan pusuya,gemiciklere ve özel hasteneler zincirine,BOP merkezli her
türlü projeye HAYIRRRRRRRR
Ahmet DALAR  - Kalemine, kelamına, gönlüne sağlık   |2010-08-03 01:16:41
Şükrü Can; Karakoç dendikde bizim cenahta söylediğin veche akan sular
dururdu. Şiirlerini okumayı çok severdim. Dediğin gibi, "Mihriban"
bizim "leyla"mız olmuştu. Güzel bir cevap hazırlamışsın.
Yazıların her geçen gün daha bir can alıcı oluyor. Kalemine, kelamına
sağlık. Allah yardımcın olsun. Selam ve sevgilerimle.
c.can gök  - Karakoç'a   |2010-07-31 14:07:32
Şairler duyarlı insanlardır.Karakoç'un duygusallığına bağlıyorum
söylediklerini.Onun Türk Milliyetçisi ülkücü olduğundan asla şüphe
etmiyorum.Çocukluğum şiirlerini okumakla geçti."Kan Yazısı,Vur
Emri,Suları Islatamadım,Dosta Doğru..." Bunları inkar edecek değil
ya...7 Nisan 1932 doğumlu olan şair çocuklaşmış olabilir.Veya Akıl
fıkarası olmuş olabilir.Türkçüdür,Turancıdır o.Ziya Gökalp: "Vatan
ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan / Vatan büyük ve müebbet bir
ülkedir:Turan..."diyor.O fikirde olduğuna inanıyorum,saygılar sunuyorum.
Şükrü Alnıaçık  - Teşekkür   |2010-07-31 01:32:10
Sağolun varolun değerli dava arkadaşlarım. Kur'an okumanın sünnet,
dinlemenin farz olması nasıl ilahi ilmin haklı bir tasarrufu ise marifetin
yazandan çok okuyanda olduğuna inanmak da bu naçiz fakirin kanaatidir. Okuyan
gözlere, yazan kalemlere, hakkı söyleyen dillere sağlık ve kuvvet niyaz
ediyorum. Adamın biri "güneşi gördüm" diyordu; biz ise kara bulutu
görüyoruz ve var gücümüzle üflüyoruz. Tedbir bizden; takdir Allahtandır.
MÜMTAZ   |2010-07-30 18:41:26
ARKADAŞLAR BENİM KADAR BAHÇELİYE KIZAN YOKTUR AMA ONA KARŞI TAYYİBİ
TERCİH EDENDE HARBİDEN ÜLKÜCÜ OLAMAZ MHP Mİ AKP Mİ DİYE SORSAK MHP
DEYİP EVET OYU VERENDE BİRAZ BOZUKLUK VARDIR.ELİN İYİSİNDEN BENİM KÖTÜM
DAHA İYİDİR BUNU UNUTMAYIN BİRAZ VEFALI OLALIM.DAGI GÖRÜP TAVŞAN YAZIYI
GÖRÜRÜP TİLKİ OLANLARDAN UZAK DURALIM
ŞABAN  - İHANET   |2010-07-30 17:32:06
HİÇ BAŞBUGA İHANET EDENLERİN İKİ YAKASI BİR ARAYA GELDİMİ.İLAHİ
ADELET TECELLİ EDİYOR KIŞ KIŞLIGINI PUŞT PUŞLUGUNU GOSTERECEK ŞU
ANAYASAYA EVET DİYEN NEKADAR TÜRK MİLLİYETCİSİ OLUR KİRLİ AGIZLARINA
BİZLERİ ALMASINLAR. BİZ RAHMATLİ BAŞBUGDAN ÖGRENDİK GEREKTİGİNDE VATAN
İÇİN OLMEYİ YARSIZ OLURUZ EKMEKSİZDE KALIRIZ VATANSIZ ASLA... 5 COCUGUM VAR
VATAN SANA CANIM FEDA. TUM ULKÜ DOSTLARIMI RABİME EMANET EDİYORUM ALLAH YAR
VE YARDIMCIMIZ OLSUN
Selahattin Tekizoğlu  - Teşekkür ve Tebrik...   |2010-07-30 16:28:55
Çok güzel bir çalışma.İlgiyle okudum, müstefit oldum. Teşekkür ederim
Şükrü Bey.
Elinize, kabinize, beyninize sağlık.
İyi ki
varsınız...
Mukaddes vatan topraklarında sizler gibi düşünen, üreten ve
ürettiklerini-ALLAH için- paylaşan insanlara en az su, hava kadar
ihtiyacımız var.
Şimdiye dek olduğu gibi, bundan sonra da yolunz ve
bahtınız her daim açık olsun.
Maddi ve mânevi her şeyin aklınıza uygun,
gönül duygularınızın istikametide tecelli etmesini diliyorum, değerli
dosttum.
Hürmet ve muhabetlerimle...
ALLAH(c.c.)'a emanet olunuz.
S.Tekizoğlu
kursat cihan   |2010-07-30 12:26:06
dalindan kopan yapragin akibetini rüzgar tayin eder ama simdi dalindan kopan
yapragin akibetini tayip tayin ediyor
ZEYNEL KORKMAZ  - BUNU DA O YAZDI   |2010-07-30 08:47:21
"Yaziklar olsun ismine

Gider yan verir hasmına

Vatandaşın bir
kısmına

Kürt diyenler halteylemiş"

ABDÜRRAHİM KARAKOÇ
ZEYNEL KORKMAZ  - "TÜRKİYELİ DÜMBÜKLER"   |2010-07-30 08:39:14
Sevgili Şükrü
Üstad " HAYIR" OYU VERECEK OLANLARI KALAYLAYALI BERİ
HEP ONUN " TÜRKİYELİ DÜMBÜKLER" ADLI ŞİİRİNİ DÜŞÜNÜYORUM.
BU SABAH DA O ŞİİRİ BULUP KENDİSİNE İTHAFEN "KAMU YARARINA"
YAYINLAMAK İÇİN PC BAŞINA GEÇMİŞTİM. YAZINI GÖRÜNCE DALDIM. KARAKOÇ
İYİ BİR ŞAİRDİ. ONA SAYGIMIZI HEP MUHAFAZA ETTİK. AMA O ALTTAN
ÜFÜRÜLDÜKÇE UÇMAYA BAŞLADI. KÖKTEN KOPTUĞU İÇİN BU UÇUŞ ÇOK
İSABETSİZ NOKTALARA DA ÇARPMASINA YOL AÇIYOR. BEN ONUN ADINA ENDİŞE
EDİYORUM. BİR GÜN ÇIKIP O BİZİ AŞKA GETİREN GÜZELİM ŞİİRLERİ İÇN
" CAHİLİYE DÖNEMİM " DEMEZ İNŞALLAH. HATTA "BEN TAYYİPLE
DOĞDUM, BENİ TAYYİP YARATTI" DEME İHTİMALİ DE GÖRÜYORUM. TAVRINDAN
DOĞAN YOL İŞARETLERİ BU SONUCU GÖSTERİYOR. BUNUN SONU BEYİN FITIĞI
OLMAKTIR.BU "BEYİN FITIĞI" İFADESİNİ BEN İLK DEFA HASAN MEZARCI
KENDİNİ İSA...
yusuf atçeken  - tebrik   |2010-07-30 02:17:30
Kardeşim yazılarını sürekli okuyorum.Gün geçtikçe daha da zevk almaya
başladım Allah yar ve yardımcın olsun .Kalemine yüreğine sağlık.Kimileri
kabul etmdik vatan millet bayrak deyince ezan susmasın diye ne mücadeleler
verdik.Ama şimdi bakıyorumda tutturmuşlar bir evet hayır bulmacası oyunu
gibi vaolma yok olma mücadelesi gibi bir mevzuuyu bile ülkücüleri bölme
parçalama eski yeni ülkücü oyunları oynamaya çalışıyorlar. Allah
yardımcımız olsun.
MEHMET   |2010-07-29 21:55:40
helal olsun ilim ilim bilmektir,bir de kendin bilmektir.
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

LAST_UPDATED2